Hayvan Çiftliği

IMG_4403Hayvan Çiftliği / George Orwell
Ağustos 2016

Neşriyat: Can
Tab’ tarihi: 2016
İlk tab’ı: 1945
Mütercim: Celâl Üster
Esas ismi: Animal Farm

Bu roman, diktatörlükleri çok güzel hülasa eden müthiş bir roman. George Orwell bunu Sovyetler Birliği’ni düşünerek yazmış ama romandaki karakterleri aklınıza gelebilecek her diktatörlükte bulabilirsiniz. Romanın günümüze kadar gelmesinin yanında günümüzde dahi çok okunmasını sağlayan şey de budur bence.

Can neşriyat için Celâl Üster’in yaptığı tercüme de güzel olmuş. Başındaki takdim yazısı da insanı George Orwell’in diğer kitaplarını okumaya teşvik ediyor.

“Bütün hayvanlar eşittir ama bazı hayvanlar öbürlerinden daha eşittir.” Sahife 227.

Onur BÜLBÜL

Reklamlar

Osmanlı’ya Bakmak

12558365_1592806617625146_1165869494_nOsmanlı’ya Bakmak / İlber Ortaylı
Temmuz 2016

Neşriyat: İnkılap
Tab’ tarihi: 2016

Kitabın alt başlığı Osmanlı Çağdaşlaşması ama bu mevzu ile alakalı beni tatmin eden bir kitap olmadı. Kitapta ekseriyetle Osmanlı’nın çeşitli müesseselerinin ahvali anlatılıyor.

Bu dediğimden kitabı beğenmediğim anlaşılmasın. Hocadan yine çok şey öğrendim. Bunların en mühimi Abdülhamit devri. Ayrıca birkaç tane de kaynak kitap öğrendim.

İşte kitaptan ilginç bir malumat: “Mamafih, Papa II. Pius kendisine [Fatih Sultan Mehmet’e] bir mektup yazdı ve Hristiyanlığa davet etti. ‘Bunu yaparsan biraz suya ihtiyacın var (aquae pauxillum), en büyük hükümdar ve orbiter mundi olacaksın’ diyordu. Bu mektup Fatih’e ulaşmadı. Vatikan’ın şarkiyat uzmanlarından Peder Vincenzo Poggi haklı olarak bu müsveddenin arşivde kaldığını söyler. Oysa Franz Babinger bunu, yerine ulaşan bir mektup gibi yayımladı.” Sahife 22.

Onur BÜLBÜL

Not: Fotoğraf Dünyayı Kurtaran Kitabevi isimli hesaba aittir. Sayfaya buradan ulaşabilirsiniz.

Huzur

IMG_3115Huzur / Ahmet Hamdi Tanpınar
Nisan 2016

Neşriyat: Dergah
Tab tarihi: 2015
İlk tab’ı: Remzi Kitabevi 1949

Huzur, modernist bir romanmış. Bu tip romanları anlamak hayli zor. Romanın sadece zaman unsurunu anlamam için bir konferans dinlemem, iki makale okumam gerekti.

Tanpınar’ın büyük bir yazar olduğuna şüphe yok ama dili de üslubu da bana hitabetmiyor. Şiir gibi ifadeler, günlük hayatta duyma ihtimalimizin olmadığı konuşmalar ve acayip teşbihlerle dolu bir roman.

Kitabı okurken, savaş içinde doğmuş, savaş içinde büyümüş bir adamın, neye inanacağını bilememesinden, hangi harsa (kültüre) mensup olduğunu kestirememesinden kaynaklanan vehimler ve rahatsızlıklarla yazdığı romanı okuyorum hissine kapıldım. Zaten baş kahraman Mümtaz da tedaviye ihtiyacı olan bir hasta.

Onur BÜLBÜL

“Mesuliyetini taşıyacağın fikrin adamı ol! Onu kendi uzviyetinde bir ağaç gibi yetiştir. Onun etrafında bir bahçıvan gibi sabırlı ve dikkatli çalış!” Sahife 352

Sivil İtaatsizlik – Yürüyüş

IMG_2532Sivil İtaatsizlik – Yürüyüş / Henry David Thoreau
Şubat 2016

Neşriyat: Dergah
Tab’ tarihi: 2015
Mütercim: Bengisu Filiz
Esas ismi: Civil Disobedience – Walking

Sivil İtaatsizlik, insanın şerefli bir hayat sürmesi ihtiyacını doğrudan anlatıyor. Kitabı, daha doğrusu makaleyi okurken “ben acaba Henry Thoreau kadar sabırlı ve fedakar olabilir miyim” diye düşünmedim değil. Ama benim Türkiye için herhangi bir ümidim kalmadı. Bu makalede anlatılanlar tatbik edilse bile (ki edildiği zamanlar oldu) hiçbir şey değişmeyecek.

Yürüyüş makalesini ise biraz saçma buldum. Burada Thoreau pek akl-ı selim ile düşünmemiş sanki. Ben makalede dediklerine hiç katılmıyorum. Ama hayatını ve mefkuresini düşününce onu gayet iyi anlıyorum.

Onur BÜLBÜL

“Hapishanenin 50-100 cm kalınlığındaki masif taştan örülü duvarlarını, 30 santimlik ahşap ve demirden kapısını ve ışığın süzülmesini engelleyen demir parmaklıklarını incelerken bana sadece kilit altında tutabileceği bir et ve kemik yığını muamelesi yapan kurumun akılsızlığına hayret etmekten kendimi alamadım.” Sahife 29.

Yol Günlüğü

IMG_2411Yol Günlüğü / Michel de Montaigne
Ocak 2016

Neşriyat: YKY
Tab’ tarihi: 2012
Mütercim: Ömer Bozkurt
Esas ismi: Journal de Voyage

Montaigne’in Avrupa seyahatine bu eserle eşlik etmek güzel bir tecrübe oldu. XVI. asır Avrupasını biraz daha yakından tanıma fırsatı elde ettim.

İlginç şeyler de öğrendim bu kitaptan. Mesela Vatikan kütüphanesindeki çok güzel bir yazma olan Yunanca Resullerin İşleri’ni öğrendim. Katoliklerin Santa Casa yani Mukaddes Ev dedikleri yeri öğrendim.

Mütercim Ömer Bozkurt’un başarılı olduğunu söylemek zor. Bazı yerlerde Fransızca cümle yapılarını kullanmış. Dipnotlarda da “ıraksaklıklar” falan gibi ucube kelimeler kullanıyor.

Onur BÜLBÜL

“Kütüphanede bir de sanki bugün yapılmış gibi canlı ve yeni çok güzel altın Yunan harfleriyle yazılmış bir Resullerin İşleri bulunuyor. Bu harfler kalındır ve kağıt üzerinde oylumlu ve yüksekçedir. Öyle ki üzerlerinde elinizi gezdirdiğinizde bir kalınlık fark edersiniz. Bu yazıyı kullanmayı unuttuk gibi  geliyor bana.” Sayfa 172 

Babam Nurullah Ataç

imageBabam Nurullah Ataç / Meral Ataç Tolluoğlu
Kasım 2015

Neşriyat: YKY
Tab tarihi: 1998
İlk tab’ı: Çağdaş yayınları 1980

Ataç ilginç bir yazar. O kadar denemesi var ama hiçbirinde aile babası, edebiyat öğretmeni olan Ataç yok. Bu kitap sayesinde Ataç’ı biraz daha tanıdım. Başka yerlerde okumadığım şiirlerini okudum, devrin edipleriyle ilişkisini öğrendim.

Meral Ataç’ın güzel bir üslubu var. Yazar olsaymış güzel yazılar yazabilirmiş gibi geldi bana.

Onur Bülbül

“Bir de babam [Nurullah Ataç] kolalı gömlek yakasını sevmez, bayram günleri dışında hiç kolalı gömlek giymezdi. Özel günlerde de annemin zoruyla giyer. Her seferinde de ‘Ah gene bu kolalı gömlek! Bu herife eziyet olsun diye gömlek yakalarını kolalıyorsunuz’ derdi. 

Annem o kadar özen gösterdiği halde kola biraz fazla kaçınca gömleğin yakasının düğmeleri çok zorlukla düğümleniyordu. Babam düğmeyi bir türlü takamaz, aynanın karşısında sinirden tir tir titrerdi. Bir seferinde hiç unutmam ‘Ah keşke piç olsaydım da bu bayram günleri el öpme sıkıntım olmasaydı’ diye bağırdı.” Sahife 73

 

Altın Kadeh

altın kadehAltın kadeh / John Steinbeck
Ekim 2015

Neşriyat: Ekicil Yayınları
Tab’ tarihi: 1954
Mütercim: Şencan Özeş

Büyük yazar Steinbeck bu ilk romanını 27 yaşında neşretmiş. Açıkçası romanı okurken kabiliyetli ama tecrübesiz bir yazarı okuduğumu fark ettim. Sanatkar bu tecrübesiz üslubu hemen bir kaç sene sonra atıyor. Ama yazarı doğru tanımak adına Altın Kadeh doğru bir tercih değil.

Beğenmedim değil bu romanı. Beğendim ama Steinbeck’ten daha büyük şeyler bekliyorum. Beni tatmin etmedi bu roman. Fakat yeniden Steinbeck okumaya sevk etti.

Onur BÜLBÜL

“Londra’daki bütün insanlar hırsız, hepsi de pis hırsızlar. Londra’da, bütün vaktini arabayla o sokaktan bu sokağa piyasa ederek, birbirlerini selamlamakla geçiren insanlar var. Onların böyle birbirlerine selamlar vermesini mümkün kılmak için de namuslu, zavallı işçiler, hayatlarını tarlalarda veya maden ocaklarında terlemekle geçirirler. En iyi mevkileri hırsızlar işgal ederken senin benim gibi adamlara hiç şans güler mi?” Sahife 23.