Aylık arşivler: Haziran 2017

Dönemeçte

Dönemeçte / Tarık Buğra
Haziran 2017

Neşriyat: İletişim
Tab tarihi: 2016
İlk tab’ı: Ötüken 1980

Tarık Buğra Türkiye’nin bir dönemecini anlatıyor bu romanda. Demokrat Parti’nin kurulduğu yıllarda bir Anadolu kasabası üzerinden Türkiye’nin portresini çiziyor. Bunu yaparken de hem hükumetin hem de Demokrat Parti’nin en kokuşmuş taraflarını tasvir etmekten çekinmiyor.

Yağmur Beklerken romanını düşündüğümde çok zayıf kalıyor bu roman. Kırk, elli sayfa psikolojik bir aşk romanı okurken birden siyasi hayatın içinde buluyorsunuz kendinizi. Dili güzel, akıcı bir roman ama roman sanatı açısından başarılı bulmadım.

“Ve dehşete kapılarak inanmak zorunda kalıyordu ki, Türkiye Tanzimat’tan bu yana, hattâ daha da öncelerinden beri kendi insanlarını bozmaya, yozlaştırmaya yönelmiş sanılacak kadar yanlış bir eğitim içersindedir; yüz şu kadar yıldan beri Türkiye’nin insanları öz Devlet’lerince hırpalanmakta, ezilmekte, eciş bücüş edilmektedir.” Sahife 202. 

Onur BÜLBÜL

Reklamlar

Le Meurtre

Le Meurtre / John Steinbeck
Haziran 2017

Neşiryat: Gallimard Folio
Tab’ tarihi: 2015
İlk tab’ı: 1938
Mütercimler: Marcel Duhamel ve Max Moris

Folio, The Long Valley eserindeki kısa hikayelerden dört tanesini derlemiş. Çok da iyi yapmış. Steinbeck gibi büyük bir edebiyat adamını Fransızca okumak da Türkçe olkumak kadar güzel oldu.

Le Serpent (Yılan) hikayesini okurken daha evvel okuduğum hissine kapıldım. Sonra Türkçe Steinbeck kitaplarımı karıştırıp gördüm ki buradaki dört hikayesinden ikisini üç sene evvel okumuşum.

Ençok Yılan ve Kaçış hikayelerini beğendim. Kaçış’ı Türkçe okumamıştım. Yakın zamanda okuyayım.

Onur BÜLBÜL

Bel-Ami

Bel-Ami / Guy de Maupassant
Mayıs 2017

Neşriyat: Un œuvre du domaine public
İlk tab’ı: 1885

Bu roman, baştan sona, şöyle adam akıllı okuyup bitirdiğim ilk Fransızca roman oldu. Okuması kolaydır diye almıştım bu kitabı ama bu kadar boş bir roman olduğunu bilseydim hiç başlamazdım.

Dönemin gazetecilik hayatını anlattığı kısımlar aslında hoşuma gitmişti ama o kısımlar meğer devede kulakmış.

Kitabı böyle tenkit ederken haksızlık yapmak istemiyorum. Yazıldığı tarihlerde eminim insanlar zevkle okumuşlardır. O zamanlarda yaşasam ben de öyle okurdum. Ama bu pembe dizi tadındaki roman ile zamanımızda eğlenmek mümkün değil.

Onur BÜLBÜL